Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p xml:lang="tr">Batı uygarlığı, rönesans ve aydınlanmayla birlikte insan-doğa ilişkisinde insan merkezci yaklaşımı benimsemiş ve insanlar bu süreç neticesinde, doğayı ve diğer canlıları, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaları için bir araç olarak görmüşlerdir. Aydınlanma düşüncesinin temelinde yatan bu zihniyetten, ekolojik dünya görüşüne geçişin zeminini, bir takım bilim adamlarının mevcut düzen hakkındaki eleştirileri ve bilimsel alanda yaptıkları yenilikleri oluşturmuştur. İnsan merkezci yaklaşımın hakim olduğu mekanik dünya görüşü ilerleyen dönemlerde, insanlık ve tabiat adına tehdit edici ve geri dönüşü olmayan bir takım sorunları beraberinde getirmiştir. Bunlardan en önemlisi de ekolojik sorunlar ve doğanın tahribatıdır. İnsanoğlu, bitmek bilmeyen tüketim çılgınlığını ve kar amacı güderek sınırsız rekabetini sürdürürken, sınırlı olan doğal kaynakları orantısız bir şekilde tüketmekte, doğayı hunharca sömürmektedir. Mekanik dünya görüşünün eleştirisi üzerine tekrar organik dünya ilkelerine geri dönülmesi gerektiğini savunan ve insanlığın önündeki tehditlerin kaçınılmaz olarak onların sonunu getireceği kaygısıyla bilimsel çalışmalarını sürdürerek doğrudan ya da dolaylı yollardan ekolojik dünya görüşüne katkı sağlayan Ernst Haeckel, Albert Einstein ve L. Von Betalanffy’ın bilimsel çalışmaları, çalışma içerisinde incelenecek ve analiz edilecektir. Ayrıca Einstein’in sosyolojiye katkıları ve insanlığın önündeki bu çıkmaza ilişkin ne gibi bir çözüm yolu sunduğu da gene çalışma içerisinde yer alacak ve irdelenecektir.</jats:p>

Show More

Keywords

dünya ekolojik bilimsel merkezci doğayı

Related Articles

PORE

About

Connect