Abstract
<jats:p>Saygılı Annelik Bakımı (SAB), gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerde kadınların insan onuru, mahremiyet, gizlilik ve özerkliklerinin korunmasını esas alan hak temelli bir bakım yaklaşımıdır. Uluslararası literatürde SAB, yalnızca klinik sonuçlara odaklanan geleneksel bakım anlayışının ötesine geçerek kadınların temel insan haklarını merkeze alan bir sağlık hizmeti standardı olarak tanımlanmaktadır. Araştırmalar, doğum sırasında sunulan saygılı ve destekleyici bakımın anne ve yenidoğan sağlık sonuçlarını iyileştirdiğini, doğum deneyiminden memnuniyeti artırdığını ve doğum sonrası depresyon riskini azalttığını göstermektedir. Buna karşın saygısızlık, istismar, ayrımcılık ve rıza dışı müdahaleler kadınların doğum deneyimini olumsuz etkilemekte ve sağlık hizmetlerinden kaçınma davranışına yol açabilmektedir. Saygılı annelik bakımının uygulanmasını zorlaştıran faktörler; sağlık personeli yetersizliği, yoğun iş yükü, aşırı tıbbileştirme, yapısal altyapı sorunları ve toplumsal-kültürel normlar gibi çok boyutlu etkenlerle ilişkilidir. Bu nedenle SAB’nin güçlendirilmesi yalnızca bireysel tutum değişikliğiyle değil, kurumsal ve sistem düzeyinde stratejik müdahalelerle mümkündür. Politika ve rehberlerin geliştirilmesi, sağlık çalışanlarının eğitimi, kalite izleme mekanizmalarının kurulması, kadın merkezli bakım yaklaşımlarının yaygınlaştırılması ve fiziksel ortamların iyileştirilmesi bu süreçte kritik rol oynamaktadır. Türkiye’de SAB yaklaşımı hasta hakları mevzuatı, doğum hizmetleri politikaları ve ebelik uygulamaları çerçevesinde desteklenmektedir. Ancak saygılı bakımın sürdürülebilir biçimde uygulanabilmesi için politika entegrasyonu, ebe odaklı bakım modellerinin güçlendirilmesi ve kadınların doğum haklarına yönelik farkındalığın artırılması gerekmektedir. Respectful Maternity Care (RMC) is a rights-based approach that emphasizes the protection of women’s dignity, privacy, confidentiality, and autonomy during pregnancy, childbirth, and the postpartum period. In the international literature, RMC is defined as a universal health service standard that extends beyond a narrow focus on clinical outcomes and places women’s fundamental human rights at the center of maternity care. Evidence indicates that respectful and supportive care during childbirth improves maternal and neonatal outcomes, increases satisfaction with the birth experience, and reduces the risk of postpartum depression. Conversely, experiences of disrespect, abuse, discrimination, and non-consented interventions negatively affect women’s birth experiences and may lead to avoidance of health services. Multiple factors hinder the implementation of respectful maternity care, including shortages of healthcare personnel, heavy workloads, excessive medicalization of childbirth, structural limitations in health facilities, and prevailing socio-cultural norms. Therefore, strengthening RMC requires not only changes in individual attitudes but also comprehensive institutional and health system-level strategies. The development of policies and clinical guidelines, continuous professional training, quality monitoring systems, the promotion of woman-centered care models, and improvements in the physical birth environment are essential components of these efforts. In Türkiye, the foundations of respectful maternity care are supported by patient rights regulations, national maternity service policies, and midwifery practice frameworks. However, ensuring the sustainable implementation of RMC requires stronger policy integration, the expansion of midwife-led care models, and increased awareness among women regarding their childbirth rights.</jats:p>