Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Bu çalışma, İran İslam Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren tüp bebek (IVF) merkezlerinden bir kısmının web sitelerinden elde edilen veriler üzerinden, “tedavi” kapsamında sunulan bazı uygulamaların meşru sınırlarla ilişkisini fıkhi açıdan incelemektedir. Evli çiftlerin kendi üreme hücreleri ile oluşturulan embriyonun anne adayının rahmine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen in vitro fertilizasyon günümüz Sünnî İslam hukukçularının büyük çoğunluğu tarafından caiz görülürken, tüp bebekte gamet ve embriyo donasyonu ile taşıyıcı annelik gibi üçüncü kişilerin katkısına dayalı uygulamalar ise nesep karışıklığına ve çarpık aile ilişkilerinin oluşmasına yol açması gibi nedenlerle gayri meşru kabul edilmektedir. Buna karşılık Ayetullah Hamaneî’in konuya dair fetvası doğrultusunda, Şiî alimler arasında belirgin kanaat gamet ve embriyo bağışı, taşıyıcı annelik gibi yöntemlerin caiz olduğu yönündedir.Söz konusu yöntemler İran’da yasal zeminde uygulanmaktadır. Konuyla ilgili liberal mevzuata sahip Kuzey Kıbrıs’ta da üreme hücreleri ve embriyo donasyonu ile taşıyıcı anneliğin serbest olduğu, ülkenin uluslararası üreme turizminin merkez noktalarından biri haline geldiği görülmektedir. Çalışmamızın amacı, söz konusu uygulamaların sadece tıbbi bir tedavi meselesi olmadığını, bunun yanı sıra fıkhi boyuttan nesil emniyetinin ihlal edilmesi, aile kurumunun zedelenme ihtimali, çocuk hak ve yararının gözetilmemesi, insan bedeninin saygınlığına zarar vermesi gibi çok yönlü sonuçlar doğurduğunu ortaya koymaktır. Doküman inceleme ve veri analizi tekniği kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada sonuç olarak çocuk sahibi olma anlaşılır ve meşru bir istek olmakla birlikte buna ulaşmak için kullanılan araçların da meşru olmasına dikkat edilmesi gerektiği, üçüncü taraflara ait gamet, embriyo ya da rahim kullanımının tedavi kavramının istismarı anlamına geldiği vurgulanmaktadır.</jats:p>